19/02/2019
Evet ben hâlâ tasarimimla bogusuyorum😴 ufak ufak bir kamu spotu kıpırtısı da yok değil içim de.. ama bugün konuşursam geyik muhabbeti yapamayacağım o belli. Normalde çok az televizyon izlerim. Daha doğrusu izleyeceğim şeyleri seçip internetten izliyorum. Bu ara televizyon haberlerine takmış durumdayım, geçmiş haberlere. Ama keşke hiç izlemeseydim ve dünyanın bu kadar kirlenmiş olduğunu hatırlamasaydım. Çünkü kendi dünyamda çok mutluydum. Sonra baktım ki anneler çocuklarının canını yakabiliyor, hatta söylemek bile tüylerimi ürpertiyor ama canını alabiliyorlarmış. Düşündümde ölmekten en çok korktuğum zaman oğlumu kucağıma yeni aldığım zamanlardı. Ben ölürsem kim bakardı ona, kimin kalbi benim gibi atardı onun için. Kim ona anneeemm diye sımsıkı sarılırdı. Sonra izlemeye devam ettim haberleri. Hem ağladım hem de kendimi alamadım. Kedisini köpeğini bir evlat gibi benimseyen yakınlarım var. Ailemizin üyesi olarak kabul ettiğimiz hayvan dostlarımız var çevremizde. Ama başkaları onları demir çubuklarla dövüyormuş bunlari da gördüm. Ne zaman bu kadar kirlendik kestiremedim. Bir bebeğe, minicik bir çocuğa, kediye,köpeğe kuşa ne zaman bu kadar kinlendik. Onlar en masumsa biz kendi masumiyetimizden neden bu kadar nefret ettik? İcimizdeki kötüyü bastırmak gerekirken neden en çok onu büyüttük? Peki biz insan olmayı ne zaman unuttuk? Anlayamadım, anlayamayacağım. Sadece bunları farketmek için bir sokağa çıkın derim. Kaç araba duracak siz karşıya geçmek isterken, tekerlekli sandalye ve bebek arabalari için yapılmış kaç rampada araba park edilmemis olacak? Sokak hayvanlari icin bırakılmış kaç mama kabında çöp bulmayacaksın, kac tane yavrunun ayağında onu soğuktan koruyacak bir ayakkabi göreceksin? Bilmem sen say.. siz sayın... çıkan sayıyı yüreğinizle çarpın, vicdanınıza bölün... inşallah daha güzel bir dünyaya uyanın..sevgiler...