ŞİMDİ MODA TRABZON.

ŞİMDİ MODA TRABZON. ŞİMDİ MODA TRABZON U BEĞENİN... TRABZONDA VE TRABZONSPOR'DA OLUP BİTEN BAZI OLAYLARDAN HABERDAR OLUN...

FUTBOLUN FİLOZOFU,İNSAN SARRAFI..Özkan Sümer, İstanbul'da Fenerbahçe yönetimi tarafından Trabzonsporlu yöneticilere veri...
05/06/2026

FUTBOLUN FİLOZOFU,İNSAN SARRAFI..
Özkan Sümer, İstanbul'da Fenerbahçe yönetimi tarafından Trabzonsporlu yöneticilere verilen bir yemekteyken,yemeğe katılan Trabzonspor yöneticilerinin çoğu kuyumculardan oluşurken, Fenerbahçe tarafında holding sahiplerinin ve büyük iş adamlarının (Murat Ülker, Ferit şahenk,Mustafa Koç gibi) yer aldığını görür.

Sürekli olarak "şu holdingin sahibiyim", "bu holdingin patronuyum" diye gelen Fenerbahçeli yöneticilerle tanışmaktan bir süre sonra bunalan Özkan Sümer dışarı sigara içmeye çıkar.

Peşinden gelen bir Trabzonspor yöneticisine durumu şu unutulmaz sözle özetler

"Çok büyük camia... Allah'tan futbolu bilmiyorlar."

22/05/2026

Trabzon'da Türk Sanat Müziği gecesi...

19/05/2026
"Parmak uçlarıyla yürümek lazım bazen,hatıralar uyanabilir..."Ortahisar//TRABZON
08/05/2026

"Parmak uçlarıyla yürümek lazım bazen,hatıralar uyanabilir..."
Ortahisar//TRABZON

VEFAT VE BAŞSAĞLIĞITrabzon İdmanocağının eski sporcularından, Trabzon belediye başkanlığı ve Trabzonspor başkanlığı da y...
19/04/2026

VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI
Trabzon İdmanocağının eski sporcularından, Trabzon belediye başkanlığı ve Trabzonspor başkanlığı da yapmış sayın Atay Aktuğ’un vefatını derin bir üzüntü ile öğrenmiş bulunuyoruz.

Merhum Atay Aktuğ'a Allah'tan rahmet, ailesine, tüm Trabzon camiasına ve sevenlerine baş sağlığı diliyoruz...

Alaçatı'da ev sattım.Oğlum beni aradığında sesi titriyordu.“Baba… iyi misin?”Alaçatı’dan İzmir’e gittiğimi duyunca uyand...
15/04/2026

Alaçatı'da ev sattım.Oğlum beni aradığında sesi titriyordu.“Baba… iyi misin?”
Alaçatı’dan İzmir’e gittiğimi duyunca uyandı herhâlde.Çok nadir arar beni.
Gülümsedim.
“İyiyim oğlum,”.“Birazdan çay içeceğiz.”

Adım Hasan.
Yetmiş üç yaşındayım.
Ve üç ay önce hayatımda yaptığım en doğru ama en “ayıp” sayılan şeyi yaptım.
Alaçatı’daki taş evimi sattım.
Hani şu herkesin fotoğraf çektirdiği, kapısına yasemin saran, “ne şanslı adam” dedikleri ev…
Oğlum ben gidince butik otel yapacaktı o evi.Erken gittim belki ama uzağa degil İzmir'e.

Eşim Emine’yi iki yıl önce kaybettikten sonra o ev büyüdükçe büyüdü.
Duvarlar genişledi, odalar uzadı.
Sessizlik yayıldı.
Sabah kalkıyordum.
Çay demliyordum.
Karşıma kimse oturmuyordu.
Televizyon açıktı ama konuşan bana bakmıyordu.
Akşam oluyordu, kapı hiç çalmıyordu.
Telefon çalıyordu heyecanlanıyordum.internet taahut diyordu ya da benzerleri...

Biz buna “huzur” deriz ya…
Değilmiş.
Mezar sessizliğiymiş.
Bir gün aynaya baktım.
“Hasan,” dedim,
“Sen böyle ölmeye başlamışsın.”
Ve taş evi sattım.
Komşular konuştu.
Akrabalar sustu.
Çocuklarım “baba delirdi” dedi.
“Bu yaşta ne yapıyorsun?” dediler.
“Millet Alaçatı’da ev almak için canını verirken sen satıyorsun.”
Ben bir oda kiraladım.
İzmir’de, eski bir apartmanda.
Üç artı bir ev.
Üç genç yaşıyor.
İlan şöyleydi:
“Oda kiralık. Kira günü aksamasın. Gürültü makul olsun.”
Kapıyı çaldığımda çocuklar bana baktı.
Sanki icradan gelmişim gibi.
Biri dedi ki:
“Amca… yanlış geldin galiba?”
_Doğalgaz gecikti biliyoruz.Ama ödeyeceğiz.
“Yok,” dedim.
“Ben Hasan. Yeni ev arkadaşınız.”
İlk hafta şoktu.
Bulaşıklar birikmiş.
Ayakkabılar kapının önünde değil, her yerde.
Gece biri geliyor, sabah diğeri çıkıyor.
Bir akşam salonda otururken çocuklardan biri sordu:
“Hasan amca… bizi ev sahibine şikâyet etmezsin değil mi?”Geçen telefonla sohbet ediyordun onunla.
Güldüm.
“Evladım,” dedim,
“Ben bu ülkede 80’leri gördüm.
Elektrik kesintisinde mumla ders çalıştım.
Sizden korkmam. O başka bir sohbetti.
Ama çayı iyi demlerim bitirirseniz, yeni çayı siz koyarsınız.”
Zamanla alıştık.
Ben sabah erken kalkıyorum.
Onlar uyanamıyor.
Ben yemek yapıyorum.
Onlar dışarıdan söylüyor ama yetmiyor.
Bir akşam çocuklardan biri eve geldi.
Yüzü bembeyaz.
İki işte çalışıyor.
Okula gidiyor.
Kirası, yol parası, kitap…
Tencereyi koymuştum.
Kuru fasulye.
Pilav.
Yanına turşu.
“Gel,” dedim.
Sessizce yedi.
Sonra durdu.
“Ben bunu en son babaannemde yemiştim,” dedi.
O gün bana “Hasan Amca” demeyi bıraktılar.
“Abi” dediler.
Ben onları sabah sınavlarına kaldırıyorum.
Biriyle konuşmaları gerektiğinde “sen de haklısın” demeyi öğretiyorum.
Faturayı nasıl kontrol edeceklerini anlatıyorum.
Onlar da bana telefon öğretiyor.
Kartla ödeme.
Uygulamalar.
Müzik.
“Abi bu şarkı sana gider,” diyorlar.
Bir akşam dediler ki:
“Hazırlan. Çıkıyoruz.”
Alaçatı değil.
Lüks değil.
Bir mekan.
Ucuz.
Samimi.
Masaya oturduk.
Biri saz aldı.
“Abi bir türkü söyle.”
Uzun zamandır sesimi çıkarmamışım.
Ama söyledim.
Masadaki herkes sustu.
Gençler… yaşlılar…
Herkes.
O an şunu anladım:
İnsan yaşlanınca yalnızlaşmıyor.
Yalnız bırakılıyor.
Ben artık büyük bir evde yalnız değilim.
Küçük bir evde hayatın içindeyim.
Oğlum hâlâ soruyor:
“Baba geri dönmeyecek misin?”
“Yok,” diyorum.
“Ben geçmişte yaşamaktan çıktım.”
Bu evde ses var.
Dağınıklık var.
Gelecek var.
Eğer bu satırları büyük bir evde, sessizlikle okuyorsan…
Bil ki sorun ev değil.
Sorun sessizlik.
Bazen insanın ihtiyacı olan şey
bir oda,
bir tencere,
ve biriyle aynı masada gülmektir.
Yaş kaç olursa olsun.

Bitmedi...

Oğlu bir cuma günü kapıda belirdi.
Kapıyı açan Hasan oldu.
Elinde tencere vardı.
Üstünde eski bir hırka.
Oğlu bir an durdu.
Etrafa baktı.
Koridorda ayakkabılar.
Salonda yerde bir ders kitabı.
Mutfakta kaynayan bir çorba.
“Baba…” dedi.
“Sen… burada mı yaşıyorsun?”

Hasan başını salladı.
“Gel,” dedi. “Ayakta kalma.”
Oğlu kırk beş yaşındaydı.
İki çocuk babası.
Kendi evi vardı.
Kendi hayatı.
Ama o an…
Küçülmüş gibiydi.
Masaya oturdu.
Etrafındaki gençlere baktı.
Biri çay koydu.
Biri tabağı uzattı.
Hasan dedi ki:
“Çocuklar, bu benim oğlum.”
Öğrenciler ayağa kalktı.
“Hoş geldiniz abi,” dediler.
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra oğlu dayanamadı:

“Baba… hani Alaçatı’daki ev?”
Hasan kaşığı bıraktı.
“Onu sattım.”
“Biliyorum,” dedi oğlu.
“Parasını… bankaya mı koydun?”
Hasan güldü.
“Yok.”
Cebinden bir kağıt çıkardı.
Masaya koydu.
Tapu.
Oğlu kağıda baktı.
Sonra tekrar baktı.
“Bu… bu adres…”
Hasan başını salladı.
“Bu ev.”
Oğlu dondu.
“Nasıl yani baba?”
Hasan sakin sakin anlattı:
“Evi sattım.

Sonra bir baktım…
Bu çocukların oturduğu ev satılıktı.”
Öğrenciler birbirine baktı.
Bir kısmı ile burayı aldım.”
Oğlu fısıldadı:
“Niye baba?”
Hasan cevap verdi:
“Çünkü ben bir evde yalnız ölüyordum.
Bunlar hayata tutunmaya çalışıyordu.”
Masadaki gençlerden biri konuştu:
“Hasan abi… biz kira ödüyorduk…”
Hasan elini kaldırdı.
“Bitti o iş.”
Oğlu ayağa kalktı.
“Baba bu saçmalık!
Bize bağışlasaydın!
Biz dubleks yapardık, sana alt kat!”
Hasan oğluna baktı.
Uzun uzun.
Sonra dedi ki:
“Evlat…
Sen bana yer verirdin.
Ama hayat veremezdin.”
Oğlu sustu.
Hasan devam etti:
“Ben bakılmak istemedim.
Ben yaşamak istedim.
Sen iyi bir evlatsın.
Ama herkes her şeye yetemez.”
Öğrenciler ağlıyordu.

“Bu evi onlara bağışladım.
Ama şartım var.”
Oğlu sordu:
“Ne şartı baba?”
Hasan gülümsedi:
“Biri mezun olup gidince,
odası başka bir öğrenciye açılacak.
Bu ev hep genç kalsin

Nazım Hikmet Ran Facebook Sayfasından Alıntıdır.
İyi bir dünya,kaygısız bir hayat herkesin hakkıdır...

SABAHATTİN ALİ TRABZON'DASabahattin Ali Trabzon’da AnılacakTürk edebiyatının unutulmaz ismi, toplumcu gerçekçi geleneğin...
12/04/2026

SABAHATTİN ALİ TRABZON'DA

Sabahattin Ali Trabzon’da Anılacak

Türk edebiyatının unutulmaz ismi, toplumcu gerçekçi geleneğin güçlü kalemlerinden Sabahattin Ali, Trabzon’da düzenlenecek söyleşiyle anılacak.

Trabzon Bilim Kültür Sanat Evi’nde 17 Nisan 2026 Cuma günü saat 18.00’de gerçekleştirilecek etkinlikte, Yazar Ufuk Karaman konuşmacı olarak yer alacak.

Söyleşide Sabahattin Ali’nin edebi üretimi, siyasal mücadelesi ve karanlıkta bırakılan ölümü çok yönlü biçimde ele alınacak.
Etkinlikte, Sabahattin Ali’nin yaşadığı dönemin baskı atmosferine de dikkat çekilecek. Onun, “faşizme karşı korkusuzca mücadele bayrağını açmış ve hayatının en verimli çağında acımasızca katledilmiş” bir aydın olduğuna vurgu yapılırken, aradan geçen onca yıla rağmen mezar yerinin hâlâ bilinmemesinin Türkiye’nin hafızasındaki en ağır yaralardan biri olduğu hatırlatılacak.

Sabahattin Ali’nin yalnızca bir edebiyatçı değil, aynı zamanda “yazdığı her satırla bedel ödemeyi göze almış bir mücadele insanı” olduğunun altı çizilecek söyleşide; eserleri kadar, susturulmak istenen sesi ve karartılan akıbeti de yeniden tartışmaya açılacak.

Tüm edebiyat ve düşünce dostları bu anlamlı buluşmaya davetlidir...

Yakın tarih,şehrin en yakın sosyalleşme alanı...Yaz ayrı güzel kış ayrı güzeldi...
12/04/2026

Yakın tarih,şehrin en yakın sosyalleşme alanı...
Yaz ayrı güzel kış ayrı güzeldi...

1960 lı yıllar...Trabzon ve SPOR...
11/04/2026

1960 lı yıllar...
Trabzon ve SPOR...

Address

TRABZON
Trabzon
61100

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when ŞİMDİ MODA TRABZON. posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to ŞİMDİ MODA TRABZON.:

Share